"Yalnız hissetmemek için bir kişi gerekiyorsa yokum ben oynamıyorum..." demiştim bir ara...
Oyuna devam ama o ayrı...
O oyunu oynamıyorum, bıraktım...
Bambaşka bir oyundayım ve halimden memnunum...
Olmaz, yapamazsın, oynamak zorundasın diyorlar...
Neden?
Eninde sonunda oyuna dahil olacaksın diyorlar...
Zorla ha?
Karşına çıkıverir, kontrol edemezsin, laf dinlemez diyorlar...
İmkanları ortadan kaldırınca karşıma çıkamaz, kontrole de gerek kalmaz...
Büyük konuşma diyorlar...
Ah.. Büyük konuşmanın sonuçlarını biliyorum, ama kararlıyım...
Getirileri nelerdir?
-Olabildiğince- fiziksel temas, çift sendromu, sevmek, sevilmek, yalnız hissetmemek...
Bla, bla, bla...
Peki sadece paylaşılarak yalnızlıktan kurtulunur mu?
Tabi ki... Yüzlerce kilometre uzaktakini yanında hissettirir...
Buna ihtiyacım yok, severim, sevilirim, paylaşırım dilediğim herşeyi...
Bıraktım, birkaç ay önce...
Mutluyum, seviyorum, paylaşıyorum...
Yatmıyorum, öpmüyorum, elini tutmuyorum...
Gerekli mi?
Umrumda değil...
İlk görüştedir, yıldırımdır, zamanladır, tanıdıkçadır, alıştıkçadır, bir andadır...
"Perdus les rêves de s'aimer"
Bilincin reddediyorsa oyunu, hiçbir şekilde oynatamazlar...
20 Ocak 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder