31 Aralık 2008 Çarşamba

...

Yattım... Karanlıktı... Beynim daha hissizleşmemişti uykuya dalacak kadar. Uyumadım. Sigara içeyim dedim. Minyatür havai fişekler alevi çağırınca metalden dışarı sigara zehirleyebilsin diye beni, sehpa aydınlandı yüzümle beraber ve tealight gözüktü. Ne gerek var dedim, yaktım sigaramı alevi yerine göndermeden hemen önce, bu sefer gösterisiz... Silik anılara daldım yine. Sigaranın ömrünü kısaltan her nefesim bambaşka bir anıyı getirdi. Hatırlamak içimi ısıttıkça daha da zehirledim kendimi gittikçe artan ölümcül nefeslerle. Etrafıma baktım boş bulunup. Görsel hafızadan veri çağırmak istendiğinde gözler kapanır ya, gerek kalmadı... Odanın her yanı doldu, beynimde hayatta kalmaya çalışanlarla. Korktum gözümdeki buğunun ardındaki silik görüntülerden. Sanki gördükçe, hatırladıkça silikleşecekmiş de bir süre sonra istesem de çağıramayacakmışım gibi geldi. Bir elimle sigarayı öldürürken tüm gücümle, diğeriyle tealight'a yolladım çakmağın alevini hemen. Rahatladım... Korkum hissedemeyeceğim derinliğe inerken bir zehir daha aldım paketten ve çakmaktan muma geçmiş olan aleve uzanırken daldım tekrar gidilemeyen uzaklara. Bir anı bitip diğeri başlamadan, zehirlemeye başlamıştım çoktan kendimi...

"Yeter!" dedim, fısıldayarak... Son harf "r" yerine sessiz dumandı, bendeki görevini bitirmiş, karanlığa gitmeye çalışan. "Ah.." dedim, "duman ne güzel şey"... Sevindim farkına varmadan beni yüzeye çıkaran düşüncenin varlığına... "Beni zehirleyip terkederken bedenimi hep bu kadar muhteşem olacaksa, bırakın ölümüm bundan olsun." dedim. Alttan vuran mum ışığıyla kendine hayran bırakan dumanın duvarlardaki apayrı gösterisine gelmişti sıra ki, o korku tekrar yerleşti zaten zehirlenmekte olan göğsüme... Mumun ardındaki kül yuvasına gömerken sigaramı, kendimi bildim bileli hayran olduğum alev aynı eli yakmış olsa da, içimdeki acıyı bastıramadı... Önemsemedim... İçimde kalan son, zehirini bırakmış dumanı da yollarken havayla bir olup öldürsün diye acı vereni, düşündüm; 'benzetmek doğru olur mu acaba? Tesadüf müdür, bakmaya doyamadığım birbirinden farklı şeylerin ya zehirlemesi ya da acı vermesi, bir o kadar da elle tutulamaz olması?' Gerisini getirmedim... Duman son dansını yaptı, alevi de alıp yanına, kafama yastığa düşmekten, gözlerime kapanmaktan, beynime tekrar tekrar yorulmaktan başka seçenek bırakmadan gitti...

Sabaha gelir yine biliyorum...
Özletmez kendini...
Ama rüyalarım kadar acıtamaz içimi merak etmeyin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder